Yazı
Yazar : MURAT MENGEN
87 Görüntülenme
Aynı Vatan İki Farklı Diyalog
MURAT MENGEN

Yaşadığımız her şey zamanla eskir, tarihteki yerini alır…

Bazen hiç umulmadık bir zamanda tarihin tozlu raflarından indirilir, ortaya çıkartılır…

Geçenlerde Cumhurbaşkanımızın bir ifadesi, bir anda bundan yaklaşık doksan üç yıl önce imzalanmış olan Lozan Antlaşmasını gündemin başına taşıdı…

Neredeyse bütün tartışma programlarında Lozan Antlaşması bütün yönleriyle ele alındı…

Lozan Antlaşmasının bir başarı mı yoksa bir başarısızlık mı olduğu, İsmet Paşa’nın yaptığı görüşmeler, İngilizlerin planları vs. her şey konuşuldu ve tartışıldı…

Ben bunlara pek girmek istemiyorum…

Sadece “aynı vatan” için iki farklı diyalog dikkatimi çekti…

Bunu paylaşmak istiyorum sadece…

Biri Kurtuluş Savaşı öncesi yaşanan bir diyalog, diğeri ise 15 Temmuz gecesi yaşanan bir diyalog…

Kazım Karabekir Paşa’nın kaleme aldığı “İstiklal Harbimizin Esasları” adlı kitabında( İstiklal Harbimizin Esasları, Timaş yayınları, İstanbul 1992, s.27-28) Lozan Antlaşmasının baş aktörü İsmet Paşa ile Kurtuluş Savaşı’nın aktörlerinden biri olan Kazım Karabekir Paşa arasında geçtiği ifade edilen bir bölüm yer almaktadır…

Doğrudur, yanlıştır… Bilemem…

Kitaba göre diyalog şu şekilde gerçekleşmiştir:

29 Kasım 1918 Zeyrek’te Kilise Camii karşısındaki ağabeyimin evinin bahçesinde, ziyaretime gelen Harbiye Nezareti Müsteşarı en yakın aziz arkadaşım Miralay İsmet Bey’e milletin istiklalini kurtarmak için düşüncelerimi şöyle izah ettim:

  • Genç kumandanların İstanbul’a toplatılması ve hususiyle beni Doğu’ dan ayırmak büyük bir gaflet olmuştur. Beni derhal Doğuya iadeye çalış. Ben orada milleti aydınlatır ve onlara yardım ederek milletin yok olmasına karşı Doğu’da yeni bir milli Türk hükümeti vücuda getirerek Doğuyu tehlikeden kurtardıktan sonra Batı tehlikesi bertaraf edilebilir ve bu suretle mütareke hududu dâhilinde kalan anavatanımız kurtulabilir…

İsmet İnönü’nün bu düşünceye verdiği cevabı Kazım Karabekir Paşa şöyle ifade ediyor:

  • İsmet Bey tehlikeyi büyük ve bu fikrimin imkânsızlığını söyleyerek askerlikten istifa ile bir köyde çiftçilik yapmaklığımız fikrinde bulundu.

15 Temmuz gecesi ise,

Yine söz konusu olan aynı vatan...

Zekai Paşa:

  • “Başçavuş Ömer Halisdemir’i aradım… Ömer’e “Sana, vatanımız ve milletimiz adına tarihi bir görev veriyorum. Tuğgeneral Terzi vatan hainidir, isyancıdır. Onu karargâha girmeden öldür! Bunun sonunda şahadet var. Biliyorsun seninle yirmi yıllık beraberliğimiz var. Hakkını helal et” dedim.

Başçavuş Ömer:

  • Baş üstüne komutanım, hakkım helal olsun. Siz de helal edin

Başçavuş Ömer Halisdemir vücudunun değişik yerlerine aldığı otuz kurşunla şehit düştü…

Amacım buradan bir sonuç çıkarmak değil…

Kişisel bir hedefim de yok…

Sadece iki farklı cevabı ortaya koymaya çalışıyorum…

Doğrusuyla yanlışıyla, eksiğiyle fazlasıyla İsmet Paşa’da bu topraklardan yetişmiş bir asker, Ömer Halisdemir’ de bu toprakların askeri…

Sadece demem o ki…

Eğer bu topraklarda yaşıyorsan, uyanık olmak zorundasın…

Bu topraklar dünde bugünde bir kenara çekinilecek veya sadece “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesiyle korunabilecek topraklar değildir…

Bu topraklarda  hesap yapılmaz…

Bu topraklar; hesap yapmayanların topraklarıdır…

Alpaslan’ın, Ulubatlı Hasan’ın, Seyit Onbaşıların, Şahin Beylerin topraklarıdır…

Bu topraklar Ömer Halisdemirlerin topraklarıdır…

MEMUR-SEN
KONFEDERASYONU
EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ
SENDİKASI
Zübeyde Hanım Mahallesi Sebze Bahçeleri Caddesi No:86
Altındağ - Ankara / TÜRKİYE
Tel : 0.312 231 23 06 Faks : 0.312 230 65 28
ebs@ebs.org.tr
Copyright © Eğitim Bir Sen