Yazı
Yazar : MURAT MENGEN
0 Görüntülenme
ENSARLIK GÖREVİ
MURAT MENGEN

2016 yılı Ocak ayında Türkiye - Suriye sınır hattındaki mülteci kamplarını ziyaret etme fırsatım olmuş, Reyhanlı ve Kilis şehir merkezlerindeki mülteciler ile buralarda yaşayan halkla da sohbet imkânı bulmuştum…

O sohbetlerde Kilis ve Hatay halkında ki genel düşünce, Suriye’den gelen mültecilerin tekrar geri dönmelerinin imkânsız olduğu, savaşın başladığı 2012 yılından bu yana gelen bu insanların çoğunun bir daha geri dönmeyi düşünmediği, Suriye’de onların geri dönmelerine dair bir sebeplerinin kalmadığı yönündeydi…

Birkaç gün önce başta Cumhurbaşkanımızın, ardından Başbakanımızın ve bazı yetkililerin kendi ülkelerindeki savaştan kaçarak ülkemize sığınan başta Suriye’yi mülteciler (muhacir)  olmak üzere vatandaşlık hakkı verileceğini açıklaması, birbirinden farklı yorumları da beraberinde getirdi…

Başta sosyal medya olmak üzere televizyon kanallarında, yazılı basında, köşe yazılarında “vatandaşlık” etrafında konuşmalar yapıldı; yazılar yazıldı…

Yorumlara baktığımızda bazıları bu vatandaşlığın ülkemize ve milletimize sağlayacağı maddi kazanılar ile katma değer üzerinden dem vururken, bazıları da bu insanların mutlaka ama mutlaka tekrar geri dönmesi üzerine hesaplarını anlatıyorlardı…

Lâkin…

Bir kısmı ise, işi o kadar abartı ki, ülkemize sığınan resmi rakamlara göre üç milyon mültecinin (muhacir), iki milyonunun kadın ve çocuklardan oluştuğunu bilmeden veya bilmek istemezmiş gibi “kendi vatanlarını korumaktan kaçanlara, istiklâl savaşı yapmış bir vatanın, vatandaşlığı verilmemeliymiş” gibi insanlık adına kaybolan bir bakış açısını sergiliyordu…

Sanki bu insanlar, ülkelerine dışarıdan bir saldırı olmuş da ülkelerini savunmamış, bırakarak kaçmışlar gibi…

Hâlbuki buradaki bir iç savaş…

Yani…

Taraflar bu ülkenin insanı…

Bir tarafta zalim yönetici ve zulmeden yönetimi…

Diğer yanda ise, bu zulümden kaçan mazlumların feryadı…

Evet…

Şu anda ki mevcut duruma baktığımız da miladi 622 yılında Mekkeli Müslümanların Mekke’deki her türlü varlıklarını bırakarak Medine’ye sığınmaları gibi, Suriye’yi Müslümanlar da kendi ülkelerindeki savaşın ortaya çıkardığı olumsuzluklardan ülkemize sığınmışlardı…

Ülkemize sığınmışlardı, sığınmasına da…

İçlerinde vasıfsız olanlar olduğu gibi, doktor, öğretmen, mühendis veya farklı alanlarda meslek sahibi olanlar da vardı…

Ancak, vatandaşlıkları olmadığı için, çalışma izinleri de yoktu, çalıştırılma izinleri de yoktu…

Çevremizde ki birçok esnaf yanına çalışması için yanına aldığı mülteci(muhacir)  işçilerin ya bu durumundan faydalanarak insan emeğini ucuza mal etmenin derdine düşerek fırsatçı olmuş, ya da bu mülteci (muhacir) işçilerin ülkemizde en azından yaşam koşullarına sahip olması için iyi niyetinin kurbanı olmuş, kaçak işçi çalıştırmaktan yüklü miktarda ceza ödemiş…

Her türlü hesabı ve şovenist söylemleri bir kenara bırakarak, sadece insani veya toplumsal risk boyutuyla değerlendirdiğimizde bile “vatandaşlık” verilmesinin sağlayacağı imkânları, toplumsal çatışmaların önüne geçeceğini öngörebiliriz…

Hâlbuki…

Bize düşen ise, bundan daha ötesi…

Tarihimizin ve inancımızın bize yüklediği sorumlulukla hareket edecek olsak, bize sığınan kardeşlerimize Medineli Ensar gibi sahip çıkmak, bu zor zamanlarında yanlarında olmak, paylaşmak ve Çanakkale Şehitliklerinde onların dedelerinin de olduğunu unutmamak, sadece yüzyıl öncesinde aynı devletin nüfus kâğıdını taşımış olmak fazlasıyla yetmeli diye düşünüyorum…

 

MEMUR-SEN
KONFEDERASYONU
EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ
SENDİKASI
Zübeyde Hanım Mahallesi Sebze Bahçeleri Caddesi No:86
Altındağ - Ankara / TÜRKİYE
Tel : 0.312 231 23 06 Faks : 0.312 230 65 28
ebs@ebs.org.tr
Copyright © Eğitim Bir Sen