Yaklaşık yüz sene öncesinde beraber aynı topraklara vatan dediğimiz, bir millet olduğumuz, Şam’ı, Halep’i İstanbul’dan farklı düşünmediğimiz bir coğrafyanın adıdır, SURİYE...
Yüz yıl öncesinde masa başında çizilen sınırların, sadece fiziki sınırlar olarak kaldığını, gönüllerde böyle bir sınırın olmadığını gördük…
IHH’nın misafiri olarak hem Suriye’deki hem de Türkiye’ deki mülteci ve yetim kamplarını ziyaret ettik…
Türkiye’den gitmiş olanın karşılığını, yüzlerdeki sevinçte ve gözlerdeki ışıltıda gördük…
IHH’nın yaptığı çalışmaların, bu bölgede yapılan en kıymetli çalışmalar olduğunu, ümmetin yetimlerine sahip çıktığını gördük…
Gördük görmesine de, yaptığımız çalışmaların ne kadar yetersiz olduğunu da gördük…
Bize bağlanan umudun, bizim üstlendiğimiz sorumluluktan kat kat fazla olduğunu gördük…
Ayakları çıplak çocukları, üstlerinde soğuktan koruyacak kışlık bir giysisi bulunmayan çocukları gördük…
Adına kamp denen çıplak toprağın üzerine örtülen bir bez parçasının içinde yaşam savaşı veren aileleri, çocuklarını hayatta tutmak için kendinden vazgeçmiş anneleri gördük…
Kendilerine uzanan her eli, bırakmamak için çırpınan yürekleri gördük…
Savaşın en büyük mağdurlarının kadın ve çocuklar olduğunu, iffetin, vatanın, ailenin ne kadar kutsi değerleri ifade ettiğini, ne kadar kıymetli olduklarını gördük…
Keşke demenin bazen ne kadar geç kaldığını gördük…
İnancımızın bize yüklediği sorumluluğu yerine getirmek için, ümmetin yetimlerine, kadınlarına, çocuklarına sahip çıkmamız gerektiğini; Peygamber Efendimizin “Birbirlerine acımakta, birbirlerini sevmekte ve birbirlerine şefkat göstermekte, mü’minlerin tek bir vücut gibi olduklarını görürsün! (Bu vücudun) bir uzvu muzdarip olduğu takdirde, diğer kısımları da uykusuz kalıp ateşler içinde onun ıstırabını duyarlar.” (Müslim) diye buyurmasının zamanımızdaki karşılığını gördük…
Çanakkale’de, 1.Dünya Savaşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’nda İslam Coğrafyası’ nın her yerinden gelerek, bu topraklarda şehit düşenlerin, torunlarını bağrımıza basmalı, onların Anadolu’ ya sahip çıktıkları gibi torunlarına sahip çıkmalıyız…
Kurtuluş Savaşı’nda İslam Coğrafyası’ nın her yerinden Müslüman kadınların ziynet eşyalarını çıkararak Anadolu’daki Milli Mücadeleye yollattıkları gibi sahip çıkmalıyız…
Ümmet kavramının somutlaşan karşılığı ve gururu olan IHH’ya ulaşmalı, bize düşenin peşine düşmeliyiz…
Geç kalmamak için,
Keşke dememek için,
E-SINIF DEFTERİ, KURSLAR VE RESEN ATAMA
OKULLARDA “PSİKOLOJİK BUNALIM 19” PANDEMİSİ
Teşekkürler Cumhurbaşkanım, Teşekkürler Memur Sen
Başkanlık Sistemi- Bürokratik Bakanlıklar - Son Depremler- Coronavirüs Ve Bir Temenni
Elazığ Depremi – İstanbul Sözleşmesi- Ümmet Kardeşliği
Serdivan Hem Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü'nün Neyi Olur?
Eğitim Çalışanlarının Sessiz Çığlığı
MEMUR SEN ve MOTİF KART
BÖL – PARÇALA ve KAPAT
RUHSUZ BÜROKRASİ ve 94 RUHU
BEKLENEN MUŞTU: ÖĞRETMEN MESLEK KANUNU
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
AÇIĞA ALMA ve SORUŞTURMALAR
2016 Eğitime Bakış Ve İzleme Raporu
Aynı Vatan İki Farklı Diyalog
İFSAT DEĞİL, ISLAH EDEN KYK
15 TEMMUZ ve YENİKAPI MUTABAKATI
ÖMER HALİSDEMİR?CE MÜCADELE
GECİKEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR
Sakarya'dan Ümmete Selam
OLİGARŞİK BÜROKRASİ
PARALEL YAPIYLA MÜCADELEDE SİVİL İNSİYATİF
DESTANIN ADI: MİLLİ İRADE
BÜROKRASİDE YENİ MODA: ?O? İSTEDİ
ENSARLIK GÖREVİ
SENDİKACILIK
?MIŞ? LI, ?MUŞ? LU MÜCADELE
Sendşkacılık
ENSARLIK GÖREVİ ARTIK ANADOLU? NUN
O İstedi !
Destanın Adı Milli İrade
BU İHANETE ORTAK OLMAYACAĞIZ!
HAFIZLIK PROJESİ
Hedef 5 Bin Üye
İmam-Hatipler
E-SINIF DEFTERİ, KURSLAR VE RESEN ATAMA
Adapazarı Mutlu Biz Mutlu
DİVAN VE BİZ
Çanakkale-Gazze Hattında İnsan-ı Kâmili Aramak
Bizimle canlanacak nice umutlara doğru
Örgütlü olmanın bereketiyle birleştik, birleştikçe büyüdük ve güçlendik
Psikopatik zevzeklerin kuru gürültüsü
Öğretmenlik Meslek Kanunu iptal davası
Eğitimin Aynasında Kendimize Bakmak